Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2009 Salı

Transferler Üzerine Kısa Kısa - İtalya

Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. İtalya ile bu seriyi noktalayalım.

Klaas Jan Huntelaar (Real Madrid -> Milan) : Huntelaar Milan'a katkı sağlayacaktır ancak Milan'ın daha büyük bir yıldıza ihtiyaç duyduğuna şüphe yok.

Oguchi Onyewu (St. Liege -> Milan) : Konfederasyon Kupası'nda gördüğümüz kadarıyla güçlü fiziğiyle oldukça iyi bir savunma oyuncusu. Şans verilirse Milan'ın savunmasına katkı yapar.

Nicolas Burdisso (Inter -> Roma) : Elindeki defans oyuncularıyla bir takım kurabiecek olan Inter'in Burdisso'yu Roma'ya vermesi iyi oldu.

Hernan Crespo (Inter -> Genoa) : Bonservis bedeli ödenmeden transfer edilen tecrübeli futbolcunun, Genoa'da da gollerine devam edeceğini tahmin ediyorum.

Lucio (Bayern Munich -> Inter) : Savunma bilgisi, tecrübesi, hücuma yaptığı katkı ile bence çok iyi bir transfer.

Wesley Sneijder (Real Madrid -> Inter) : Real Madrid, Robben'i de Sneijder'i de elden çıkardığına pişman olacak. Inter'in ihtiyaç duyduğu kaliteli bir orta saha oyuncusu. Mourinho ona güvenirse Inter'e çok büyük katkısı olur.

Thiago Motta (Genoa -> Inter) : Bonservis bedeli biraz yüksek gibi ama Genoa'da futbolunu çok olgunlaştırdı. Inter'e faydalı olacağına şüphe yok.

Diego Milito (Genoa -> Inter) : O da Genoa formasıyla geçen yıla damga vuranlardan. Benim çok beğendiğim bir futbolcu değil ancak Eto'o ile uyum sağlarsa bu sezon da çok gol atar.

Samuel Eto'o (Barcelona -> Inter) : Dünyadaki hiçbir futbolcu Eto'o + 50 Milyon Euro etmeyeceğinden büyük takastan karlı çıkan kesinlikle Inter. Eto'o çok teknik değil belki ama sürati ve son vuruşları kusursuz. Inter'de çok gol atar.

Fabio Cannavaro (Real Madrid -> Juventus) : Vefasızlığından dolayı taraftar onu istemiyor belki ama kalitesi ve tecrübesiyle Juventus savunmasına yapacağı katkıdan kimsenin şüphesi yok.

Felipe Melo (Fiorentina -> Juvetus) : Konfederasyon Kupası'nda fiziğini iyi kullanan kaliteli bir futbolcu olduğunu gördük. Juventus da paraya acımayıp önemli bir transfer yaptı.

Diego (Werder Bremen -> Juventus) : Juve'nin böyle bir transfere ihtiyacı vardı. Diego'nun top tekniği ve oyun zekası tartışılmaz. Juventus'ta önemli işler yapacağına inanıyorum.

Julio Cruz (Inter -> Lazio) : Inter'de hiçbir zaman hak ettiği değeri görmedi. İlerleyen yaşına rağmen çok kaliteli bir hücum oyuncusu. Lazio için bonservis bedeli ödenmeden yapılmış iyi bir transfer.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Transferler Üzerine Kısa Kısa - İspanya

Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. Yaza damga vuran transferlerin yaşandığı İspanya ile devam edelim.

Nakamura (Celtic -> Espanyol) : Bonservis ücreti ödenmeden yapılmış iyi bir transfer. Sol ayağını çok iyi kullanan Nakamura, Espanyol'a faydalı olacaktır.

Xabi Alonso (Liverpool -> Real Madrid) : Bu transferle ilgili daha önce bir şeyler yazmıştık. Bana göre Real Madrid'in bu yaz yaptığı en iyi iş.

Karim Benzema (Lyon -> Real Madrid) : Çok sevdiğim bir futbolcu değil ama yaşı, fiziği ve geçen yılki performansı göz önünde bulundurulursa Real Madrid'de başarılı olmaması için hiçbir neden yok.

Kaka Leite (Milan -> Real Madrid) : Verilen para çok uçuk gibi görünse de bence Cristiano Ronaldo'dan daha fazla katkı yapacak çok iyi bir transfer. Milan'ın onu çok arayacağına şüphe yok.

Raul Albiol (Valencia -> Real Madrid) : İhtiyaç doğrultusunda yapılmış doğru bir transfer.

Cristiano Ronaldo (Manchester United -> Real Madrid) : Dünyanın en pahalı futbolcusu. Bence değerinin üzerinde bir fiyata transfer edildi. Manchester'daki kadar başarılı olacağını düşünmüyorum.

Maxwell (Inter -> Barcelona) : Abidal'e göre hücum gücü daha yüksek savunma yönü daha zayıf bir futbolcu. Makul bir fiyata transfer edilmiş iyi bir alternatif.

Zlatan Ibrahimovic (Inter -> Barcelona) : Eto'o, Ibrahimovic kadar yetenekli değil belki ama Barcelona'nın sistemine daha uygun bir futbolcuydu. Guardiola'nın da dediği gibi bu transfer değişiklik için yapıldı. Sisteme uygun oynamaktansa bireysel yeteneklerini ön plana çıkarmayı seven Ibrahimovic'in Barcelona'da neler yapacağını ben de merak ediyorum.

Nilmar (Internacional -> Villareal) : Rossi ve Llorente gibi oyuncuların yanına Nilmar'ı da ekleyen Villareal'in hücum gücü oldukça arttı.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

30 Ağustos 2009 Pazar

Transferler Üzerine Kısa Kısa - Almanya

Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. Sırada Almanya var.

Sami Hyypia (Liverpool -> Bayer Leverkusen) : Samsunspor'un yıllar önce deneyip de beğenmediği daha sonra Liverpool'da efsane haline gelen Hyppia kariyerinin sonlarında bedelsiz olarak geldiği Leverkusen'e olgunluğuyla büyük katkı sağlayacaktır.

Eren Derdiyok (Basel -> Bayer Leverkusen) : Eren hakkında daha önce bir şeyler yazmıştık. Leverkusen'de çok iyi işler yapıp ilerleyen yıllarda üst düzey bir takıma geçeceğini tahmin ediyorum.

Mario Gomez (Stuttgart -> Bayern Munich) : Belki çok subjektif bir yorum olacak ama bu adamı hiç beğenmiyorum. Transferi için ödenen parayı da çok yüksek buluyorum. Mutlaka goller atacaktır ama Bayern Munich'e yakışan bir golcü değil bana göre.

Daniel Pranjic (Herenveen -> Bayern Munich) : Hücum gücü yüksek bir sol bek. Ancak savunma yanı çok zayıf. Önünde yeni transfer Robben oynarsa, Bayern'in rakipleri bu kanadın savunma zaafını değerlendirebilir.

Arjen Robben (Real Madrid -> Bayern Munich) : Bence Real Madrid sırf Hollandalı diye onu sattığı için pişman olacak. Bayern için ise harika transfer. Ribery ve Robben'in olduğu bir takımı izlemek büyük bir keyif olacak.

Marcus Berg (Gronnigen -> Hamburg) : Mesut'la birlikte Avrupa 21 yaş altı Futbol Şampiyonası'nın yıldılzlarından. Oynadığı süre boyunca yapacağı katkının yanında yıldızını iyice parlattıktan sonra üst düzey bir takıma transfer olarak Hamburg'a çok büyük paralar kazandırabilir.

Ze Roberto (Bayern Munich -> Hamburg) : Ze Roberto, tecrübesi ile Hamburg'a katkıda bulunacaktır.

Lukas Podolski (Bayern Munich -> Köln) : Bayern ona yeterince şans tanımayınca o da Köln'ün yolunu tuttu. Daha iyi bir takıma gidebilirdi, gitmeliydi de bence. Sonuçta Köln için çok iyi transfer.

Raul Bobadilla (Young Boys -> B. Monchengladbach) : Onun hakkında daha önce yazmıştık. İsviçre'de başarılı olmuş, gelecek vaat eden genç bir Arjantinli. Almanya liginde bu sezon iyi işler yapacak gibi görünen Monchengladbach'ın önemli kozlarından biri olacak gibi.

Pavel Progrebnyak (Zenit St. Petersburg -> Stuttgart) : Çok makul bir fiyata yapılmış çok iyi bir transfer. Zenit'in UEFA'yı aldığı sezon çok iyi futbol oynamıştı. Sakatlığı engel olmasa Euro 2008'in yıldızlarından biri olacaktı. Stutgart'a çok nüyük katkı yapacaktır.

Aleksandr Hleb (Barcelona -> Stuttgart) : Hleb kaliteli bir futbolcu ama Barcelona'da oynayabilecek kadar da iyi değil. Stuttgart'ta eski günlerine dönüp takıma önemli ölçüde katkı yapabilir.

Claudio Pizarro (Chelsea -> Werder Bremen) : Çok iyi bir forvet oyuncusu. Düşük maliyetle yapılmış kaliteli bir transfer. Werder Bremen formasını daha önce de giydiği için uyum sorunu da olmayacak. Takıma katkısı büyük olur.

Tim Borowski (Bayern Munich -> Werder Bremen) : Podolski gibi o da Bayern'deki kadro şişkinliğinin kurbanı oldu. Bremen'de eski günlerine döneceğini tahmin ediyorum.

Obafemi Martins (Newcastle United -> Wolfsburg) : Süratiyle Wolfsburg'un hücum gücüne çeşitlilik kazandıracak önemli bir transfer. Kalitesini tartışmak yersiz olur.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

Transferler Üzerine Kısa Kısa - Fransa

Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. Fransa ile devam edelim.

Yoann Gourcuff (Milan -> Bordeaux) : Geçen yılın Fransa şampiyonu Bordeaux geçen yıl kiralık oynattığı Gourcuff'un bonservisini alarak çok önemli bir iş yaptı.

Bafetimbi Gomis (St. Etienne -> Lyon) : Benzema'yı Real Madrid'e veren Lyon, Fransa'nın son yıllarda yıldızı parlayan bir başka genç forvetini aldı. Gomis, Lyon'a katkı sağlar.

Lisandro Lopez (Porto -> Lyon) : Oldukça yüksek maliyetli bir transfer. Ama Lyon'a yararlı oalcağına şüphe yok.

Gabriel Heinze (Real Madrid -> Marsilya) : Manchester United ve Real Madrid formaları giymiş tecrübeli bir futbolcuyu bonservis bedeli ödemeden transfer etmek önemli. Heinze Marsilya'da faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Fernando Morientes (Valencia -> Marsilya) : İspanyollar hiçbir zaman ona hak ettiği değeri vermemiş de olsa bana göre Morientes kaliteli bir golcü. 33 yaşındaki oyuncu Marsilya'ya hücum bölgesinde kadro derinliği kazandırır.

Edouard Cisse (Beşiktaş -> Marsilya) : Beşiktaş ondan yeterince faydalanamasa da Cisse, hem tecrübesi hem de fiziğiyle iyi bir defansif orta saha oyuncusu. Bonservis bedeli ödemeden Cisse'yi kadrosuna katan Marsilya doğru bir iş yaptı.

Lucho Gonzalez (Porto -> Marsilya) : Tıpkı Lisandro Lopez gibi o da çok yüksek maliyetli. Takıma önemli katkı yapacaktır ancak yine de ödenen bonservis bedeli çok fazla bence.

Gregory Coupet (A. Madrid -> PSG) : Coupet, ilerleyen yaşına rağmen kalitesi ve tecrübesi ile PSG kalesinde güven verir.

Mevlüt Erdinç (Sochaux -> PSG) : Bu yaz en sevindiğim transferlerden biri. Mevlüt'ün Fransa'nın büyük takımlarından birine gitmesi sevindirici. Burada başarılı olup daha da iyi bir takımın yolunu tutacağına inancım tam.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Transferler Üzerine Kısa Kısa - İngiltere


Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. Sırada İngiltere var.

Thomas Vermaelen (Ajax -> Arsenal) : Fazla söze gerek yok. Tipik bir Arsenal transferi.

Stewart Downing (Middlesbrough -> Aston Villa) : 13 Milyon Euro verdiler belki ama bence değer. 1984 doğumlu ve İngiltere milli takımının formasını 23 kez giymiş bir oyuncunun Premier Lig'de olmaması düşünülemezdi.

Yuri Zhirkov (CSKA Moskova ->Chelsea) : Euro 2008'de de gördük ki Zhirkov, sol kulvarı en iyi kullanan futbolculardan biri. İlk 11 şansı bulamasa bile Chelsea'ye katkısı olacaktır.

Damien Duff (Newcastle United -> Fulham) : 30 yaşında da olsa Duff kalitesindeki bir oyuncuyu 4 Milyon Euro'ya getirmek başarıdıt. Ne de olsa batan geminin malları bunlar.

Michael Owen (Newcastle United -> Manchester United) : O da batan geminin mallarından. Zirveye geri dönmek için son şansını en iyi şekilde kullanmak isteyecektir. Ancak fizik gücü bunun için yeterli olur mu bilemem.

Antonio Valencia (Wigan Athletic -> Manchester United) : Ben bu adamdan çok ümitli değilim açıkçası ama Alex Ferguson'un bir bildiği vardır herhalde.

Kolo Toure (Arsenal -> Manchester City) : Etrafa para saçan her kulüp gibi sadece hücuma yönelik transferler yapıp savunmayı es geçecekler derken City'nin yaptığı en doğru transfer.

Emmanuel Adebayor (Arsenal -> Manchester City) : Adebayor bana göre şu anda Avrupa'nın en iyi golcülerinden biri. Kesinlikle çok iyi transfer. Bu sene çok gol atacağına şüphe yok.

Carlos Tevez (Manchester United -> Manchester City) : Tevez'in yeteneği tartışılmaz, ancak City Premier Lig'in zirvesine oynamak istiyorsa Tevez futbolunu olgunlaştırmak zorunda.

Roque Santa Cruz (Blackburm Rovers -> Manchester City) : Çok beğendiğim bir forvet oyuncusu. Sürekli ilk 11'de yer alamayacak olması üzücü.

Tuncay Şanlı (Middlesbrough -> Stoke City) : Bu transfer hakkında daha uzun bir şeyler yazmayı düşünüyorum ama şu an için söyleyebilirim ki Stoke City'nin Tuncay'ı görmek isteyeceğimiz takımlardan biri olmadığı kesin.

Peter Crouch (Portsmouth -> Tottenham Hotspur) : İngilizler bu adama hak ettiği değeri vermiyor sanki. İspanyollar da aynı şeyi Morientes'e yapmıştı. Bakalım Tottenham'da ne yapacak.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

28 Ağustos 2009 Cuma

Transferler Üzerine Kısa Kısa - Türkiye


Tüm dünya krizle boğuşmasına rağmen bu yaz transfer piyasası oldukça hareketli geçti. Ben de transfer sezonu kapanmak üzereyken yazın önemli transferlerini kısa kısa yorumlayayım dedim. Öncelikle Türkiye ile başlayalım.

Darius Vassel (Manchester City -> Ankaragücü) : Bu transfer hakkında blogda daha önce birşeyler yazmıştım. Bence çok önemli bir transfer. Bonservis bedeli ödenmeden gerçekleşmesi de önemli. Ligde şimdilik 1 golü var ancak özetlerden gördüğüm kadarıyla oldukça istekli ve agresif oynuyor. 10-15 arası gol bulacağını tahmin ediyorum.

Pini Balili (Sivasspor -> Antalyaspor) : Hızıyla akıllarda yer eden bir forvet. Zico bile onun için Türkiye'nin en hızlı adamı demek zorunda kalmıştı. Sivasspor'a da sonradan oyuna girerek de olsa önemli katkı yapıyordu. Bence Antalyaspor'a faydalı olur. Sivas, zaten gönderdiği futbolcuların eksikliğini hissetmeye başladı bile.

Nihat Kahveci (Villareal -> Beşiktaş) : Nihat'ın eski formunda olmadığı ortada. Ama kimse eski günlerine dönemeyeceğini de iddia edemez. Ancak Beşiktaş'ın mevcut sistemine bakınca ihtiyaç duyulanın Nihat olmadığını rahatlıkla görüyoruz. Sanki sisteme uygun olarak değil de misilleme yapmak amacıyla gerçekleştirilmiş bir transfer Nihat. Tıpkı geçen sezonki Emre gibi askerlik nedeniyle sezon öncesi hazırlıklarına geç başlaması da önemli bir sorun.

Rodrigo Tabata (Gaziantepspor -> Beşiktaş) : Bu transfer hakkında bugün blogda uzunca bir yazı yazdık. Daha fazla birşey söylemeye gerek yok. Maliyetiyle, büyük takımlarımızın hatalı transfer politikalarının en yeni ve en güzel örneklerinden biri.

İsmail Köybaşı (Gaziantepspor -> Beşiktaş) : Yüksek maliyetli ancak gelecek vaat eden bir futbolcu. Onun başarılı olmasını çok istiyorum. Milli takım, Gökhan Gönül'le savunmanın sağını uzun yıllar garanti altına aldı. Aynı şey savunmanın solunda da İsmail için olsa ne güzel olur.

Michael Fink (E. Frankfurt -> Beşiktaş) : Bonservis bedeli ödenmeden alınması önemli. Ancak ilk maçlar itibarıyla Ernst kadar faydalı olamayacak gibi duruyor.

Matteo Ferrari (Genoa -> Beşiktaş) : Bence çok önemli transfer. Defans oyuncusu ve İtalyan. Daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı.

Burak Yılmaz (Fenerbahçe -> Eskişehirspor) : Daum'un en sevdiğim özelliği takıma katkı sağlamayacak adamları gönderip, kadroda gereksiz bir şişkinlik yaratmaması. İlk geldiğinde de Hakan Bayraktar, Erhan Albayrak gibi adamları göndermişti. Ali Bilgin'i nasıl es geçti onu anlayamadım.

Ümit Karan (Galatasaray -> Eskişehirspor) : Birkaç kere keşke Fener'e gelse dedirtmişti bana Ümit Karan. Kısa süreli Ankaraspor macerasını hatırlıyorum da Eskişehir'de iş yapar gibi geliyor bana.

Mehmet Topuz (Kayserispor -> Fenerbahçe) : Tabata için söylediklerimin aynısı Mehmet Topuz için de geçerli. Faydalı olsa da olmasa da değerinin çok üzerinde bir bedel ödenerek yapılmış bir transfer.

Bilica (Sivasspor -> Fenerbahçe) : Geçen sezon ligde en beğendiğim defans oyuncusuydu. Ancak 31 yaşında olması, yabancı olması ve Lugano ile birbirlerini tamamlamamaları gibi nedenlerden dolayı doğru transfer olduğunu söylemek zor.

Andre Santos (Corinthians -> Fenerbahçe) : Çok doğru bir transfer. Elano ve Andre Santos hakkında blogda bir şeyler yazmıştık. Andre Santos, şu ana kadar kaliteli bir futbolcu olduğunu gösteri. 2010'da Brezilya formasıyla Güney Afrika'da olmak istediğinden bu sezon kötü oynama lüksü yok. Fenerbahçe'ye bu sezon büyük katkısı olur. Dünya Kupası'nda dikkat çekici bir performans gösterirse Fenerbahçe'ye baya bir para kazandırır.

Cristian Oliveira (Corinthians -> Fenerbahçe) : Mevkisi itibariyle henüz net bir şey söylemek için çok erken ama Maldonado ve Josico'dan iyi olduğu ortada. Aurelio gibi zaman zaman ileri çıkarak hücuma katkıda bulunacak gibi görünüyor.

Özer Hurmacı (Ankaraspor -> Fenerbahçe) : Onun da bonservis bedeli çok fazla. Kalitesinden şüphem yok ancak kadroda yer bulmak istiyorsa çok çalışmalı. Özer'in en büyük şansı Aykut Kocaman'ın sportif direktör olması. Aykut'un yol göstereciliğinde Özer, Fenerbahçe'ye katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Elano Blumer (Manchester City -> Galatasaray) : Andre Santos için söylediklerim onun için de geçerli. Bu sezon başarılı olamama gibi bir lüksü yok. Galatasaray'a büyük katkı yapacaktır.

Gökhan Zan (Beşiktaş -> Galatasaray) : Bonservis bedeli ödemeden milli bir futbolcuyu transfer eden bir takıma kötü transfer yaptınız demek haksızlık olur. Ama bence Gökhan Zan, Galatasaray'ın 11'ini hak eden bir futbolcu değil.

Abdul Kader Keita (Lyon -> Galatasaray) : Takımın sisteminin gerektirdiği ve ihtiyaç duyulan bir mevkiye yapıldığı için başarılı olsa da olamasa da bence çok doğru transfer. Zaten başarılı olmaması zor gibi görünüyor.

Herve Tum (Sivasspor -> İstanbul B.B.) : Tıpkı Balili gibi Sivasspor için önemli bir kayıp. Belediye'ye büyük katkı yapar diye düşünüyorum.

Taner Gülleri (Kocaelispor -> İstanbul B.B.) : Bedelsiz alınması ve geçen sezonki futboluna bakınca ilerleyen yaşına rağmen çok iyi transfer.

Isaac Promise (Trabzonspor -> Manisaspor) : Sürati ve son vuruşlardaki başarı oranının düşüklüğü ile bana Youla'yı hatırlatan bir oyuncu. Ama yine de Manisaspor'a katkı sağlayacaktır.

Ersen Martin (Recreativo -> Sivasspor) : Elde Mehmet Yıldız gibi bir futbolcu varken ne kadar doğru bir transfer olduğu tartışılır. Hoş, Mehmet Yıldız'ın oynamadığı dönemde de takıma pek bir katkısı olduğu söylenemez.

Engin Baytar (Gençlerbirliği -> Trabzonspor) : Bana göre Trabzonspor'un bu sezon yaptığı en iyi transfer.

Transferler Üzerine Kısa Kısa Yazı Dizisi

Transfer Politikaları Üzerine

Gaziantepspor'daki maçlarını izlediğim kadarıyla Tabata, iyi futbolcu. Beşiktaş'a katkısı da elbet olacaktır ama 1980 doğumlu bir futbolcu için ödenen 8 Milyon Euro akıl almaz bir bonservis bedeli. Hele ki bir gün önce Wesley Sneijder gibi bir adam (ki kendisi 1984 doğumlu) 15 Milyon Euro'ya transfer olmuşken. Tamam Sneijder tabi ki Beşiktaş'a gelmez ama bir gün arayla bu transferler gerçekleşince insan ister istemez "Türkiye'de transfer piyasası nasıl bu hale geldi?" diye soruyor. Benzer bir tabloyu Mehmet Topuz ve İsmil Köybaşı transfelerinde de görmüştük.

Yurt içinden alınan yerli futbolcuların yüksek maliyeti için yabancı sınırlaması bahanesinin arkasına saklanılabilir. Ancak Tabata ve Holosko gibi transferler bu durumu sadece yabancı sınırlaması ile açıklayamayacağımızın bir göstegesi oldu. Bana göre bu sorunun en önemli iki nedeni kötü yöneticilik ve oyuncu izleme geleneğimizin olmaması.

Kötü yöneticilik, çünkü kulüp yöneticilerinin bırakın C'yi B planları bile yok. Yurt dışından istedikleri oyuncuyu alamadıklarında alternatifleri olmadığı için mecburen yurt içinden tanıdıkları, bildikleri oyunculara yönelmek zorunda kalıyorlar. Hal böyle olunca da anadolu takımları, kucaklarına düşen büyük takımlardan akıl almaz bonservis bedelleri talep edebiliyorlar. Oysa benzer kalitedeki bir futbolcuyu yurt dışından bırakın yarı fiyatı 4'te 1 fiyata almak mümkün.

Oyuncu izleme geleneğimiz ise hiçbir zaman olmadı bundan sonra da olmayacak gibi. Bugün FM oynayan gençler hatta çocuklar bile scout sistemini çok iyi bilip, oyunda yönettikleri takımların antrenörlerini dünyanın her tarafına oyuncu izlemeye gönderirken, bizim büyük kulüplerimiz hala kasetten transfer yapmaya devam ediyor. Hal böyle olunca yurt içinde Anadolu takımlarının kucağına düşen yöneticilerimiz yurt dışında da menajerlerin kucağına düşüyor.

Aslında transfer üzerine saatlerce yazılabilir ama lafı daha fazla uzatmak yerine bu işin doğrusunu yapanı örnek verelim (Bkz. Porto). İsteyenler onu incelesin.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

#13

Blogda Vassell'den daha önce de bahsetmiştik. Manisaspor karşısında Türkiye'deki ilk golünü atarken takımına da 1 puan kazandırdı. Golden sonraki sevinci de görülmeye değerdi. Bana göre bu yılın en heyecan verici transferi.

Ayrıca Mevlüt de PSG formasıyla ilk golünü attı. Andre Santos da enfes bir gole imza atarak Süper Lig'deki açılışını yaptı. Yeniler, takımlarına ısınıyor...

Vassell'in ilk golünü şuradan izlemek mümkün.
Andre Santos'un golü ise şuradan izlenebilir.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Gökhan Gönül

Gökhan Gönül'le 5 yıllık bir sözleşme imzalanması bana göre bu yaz Fenerbahçe yönetiminin yaptığı en doğru iki işten biridir. Diğeri ise Aykut Kocaman'ın sportif direktörlüğe getirilmesiydi bence. Gökhan tartışmasız Fenerbahçe'nin şu andaki en iyi yerli futbolcusu ve Türkiye'nin en iyi sağ beki. Geçtiğimiz yıllarda takıma büyük katkı sağlayan Tuncay, Aurelio ve Lugano gibi oyuncuları sırf sözleşmeleri sona erdiği için bedavaya elden kaçırdıktan sonra bu hamle çok yerinde oldu. Bu 5 yıl içerisinde Gökhan, Fenerbahçe kaptanlığına yükselir gibi geliyor bana. Ne dersiniz?

Xabi Alonso Madrid Yolcusu

Bana göre Real Madrid'in bu yaz yaptığı en iyi transfer. Aslında Xabi Alonso'nun oynadığı ön libero diye nitelendirdiğimiz mevki, Real Madrid'in son 10 yılına damga vuran mevkidir. İlk Los Galacticos döneminde her yıl takıma bir yıldız kazandırılırken bu mevki sürekli ihmal edildi. Oysa hali hazırdaki takım 2000 yazında başlayan yıldız transferleri öncesine 2 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu (1998 ve 2000) sığdırmış bir takımdı. Bana göre bu başarıdaki en önemli pay orta saha oyuncularınındı. Ancak her yıl hücuma yönelik bir yıldız transfer eden Real Madrid bu mevkideki oyuncularını kaybettikçe zayıfladı. Makalele ve Conceicao hala takımın parçasıyken gelen 2002'deki Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu'nun ardından da Avrupa'da uzun bir suskunluk dönemine girdi. Bu yaz da şu ana kadar yapılan transferler benzer bir tabloyu işaret ediyordu. Ancak Florentino Perez bu kez aynı hataya düşmeyerek Xabi Alonso'yu takıma kazandırdı. Böylece Real Madrid de en önemli eksiğini kapatmış oldu. Peki bu transferle Barcelona'nın gücüne erişebildiler mi? Bence erişemediler. Ancak tabi ki bunu zaman gösterecek. Sonuçta önümüzdeki sezon muhteşem bir La Liga bizleri bekliyor.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Yılın Transferi


Bu konuyla ilgili daha önce şunları yazmıştım.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Darius Vassell


Uzun zamandır bu konuda bir şeyler yazmak istiyordum ama suların biraz durulmasını bekledim. Bana göre nereden bakarsak bakalım çok önemli transfer. 30 yaşın altında, 22 kez İngiltere milli takımının formasını giymiş, 11 yıldır Premier Lig'de top oynayan bir adamın Ankaragücü'ne hem de beş kuruş bonservis bedeli ödenmeden gelmesi bence çok büyük bir olay. Forma satışlarını falan bir kenara bırakıyorum da sadece takımın basında göreceği ilgiyi bile 2'ye 3'e katlayacak bir transfer bu. Şahsen ben acaba Vassell ne yapmış bu hafta diye Ankaragücü maçını ya da özetini mutlaka izlemek isterim.
Vassell ile ilgili bir başka ilginç özellik de çok fazla istikrarlı olmamasına rağmen takım takım dolaşmaması. Ankaragücü Vassell'in kariyerindeki üçüncü takım olacak. Milli formayla resmi maçlardaki tek golü Euro 2004 elemelerinde milli takımımıza attığı gol. Toplamda ise 6 golü var.
Sonuç olarak Ankaragücü, çoğu kişinin Vassell Esenboğa'ya inene kadar inanamadığı bir transfere imza attı. Açıkçası ben de Vestel Manisaspor'un Denilson ya da Kocaelispor'un Davids hikayesi gibi sonuçlanacağını düşünüyordum bu transfer haberinin. En son İbrahim Ba, Çaykur Rizespor'a geldiğinde bu kadar şaşırdım. Ondan önce de Babangida, Gençlerbirliği'ne kiralandığında. Ama sanki Vassell'in Türkiye hikayesi bu iki futbolcudan daha iyi olacakmış gibi hissediyorum.


Blog Widget by LinkWithin