Efsane Goller Yazı Dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efsane Goller Yazı Dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2009 Pazar

Efsane Goller #16

Serinin 16. golü kariyerinin büyük bölümünü Türkiye'de geçiren Bosna'lı golcü Elvir Bolic'ten.

Tarih 30 Ekim 1996. Avrupa Kupaları'nda 40 yıldır sahasında maç kaybetmeyen bir başka deyişle o güne kadar evinde hiçbir Avrupa Kupası maçında yenilgi yüzü görmeyen İngilizlerin efsanevi takımı Manchester United, evinde Şampiyonlar Ligi'ne ilk kez katılan Fenerbahçe'yi konuk ediyor. 3 yıl önce Galatasaray'a karşı beraberliği zor kurtaran rövanşta da turu verip Şampiyonlar Ligi'nin kapısından dönen İngilizler bu kez daha temkinli.

Maça kontrollü başlıyorlar. Karşılıklı ataklarla geçen maçta 78. dakikaya geliniyor. Kontraatakta top sol taraftaki Bolic'e atılıyor. Topla birlikte ilerleyen Bolic rakibi May'in üstüne üstüne gidiyor ve ceza sahasına girmeden topu sağa çekip vuruyor. May'e çarpan top havalanıp, kaleci Schmeichel'ın üstünden geçip ağları buluyor. Herkes golden sonra İngilizler'in yoğun bir baskı kurmasını beklerken Fenerbahçe'nin Kostadinov'la bir topu da direkten dönüyor.

Sonuçta Fenerbahçe maçı 1-0 kazanarak yalnızca Manchester United'a Avrupa Kupalar'ında evindeki ilk yenilgisini tattırmakla kalmıyor, aynı zamanda bir Türk takımının Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk deplasman galibiyetini de almış oluyor.


Efsane Goller Yazı Dizisi

3 Eylül 2009 Perşembe

Efsane Goller #15

Serinin 15. golü futbol tarihinin belki de en medyatik futbolcusu olan David Beckham'dan.

Tarih 6 Ekim 2001. Liderlik için Almanya ile çekişen İngiltere 2002 Dünya Kupası elemelerinde gruptaki son maçında evinde Yunanistan'ı konuk ediyor. Almanya'nın son maçında Finlandiya ile berabere kalmasıyla İngiltere'ye liderlik için evinde Yunanistan karşısında beraberlik yetecek ama grupta hiçbir iddiası olmayan Yunanistan 90. dakikaya 2-1 önde giriyor. 3 yıl önce Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı gördüğü kırmızı kart ve takımın o maçta elenmesi nedeniyle taraftarın öfkeli olduğu Beckham kayıp zamanda kazanılan serbest vuruşta topun başına geçiyor. Çok iyi kullandığı sağ ayağıyla topu barajın üzerinden kalecinin uzanamayacağı köşeye gönderen Beckham, İngiltere'nin Dünya Kupası bileti almasını sağlamakla kalmıyor kendisini de taraftara affettirmiş oluyor.



Efsane Goller Yazı Dizisi

2 Eylül 2009 Çarşamba

Efsane Goller #14

Serinin 14. golü şimdilerin yorumcusu, bir dönemin vazgeçilmez sol beki Hakan Ünsal'dan.

Tarih 27 Eylül 2000. Galatasaray Şampiyonlar Ligi grup maçında Tugay'lı Glasgow Rangers'ı konuk ediyor. Golsüz biten ilk yarının ardında ikinci yarının başında Bülent Akın ev sahibi ekibi 1-0 öne geçiriyor. Çok geçmeden Hakan Ünsal yaklaşık 30 metreden sol ayağının dışıyla öyle bir vuruyor ki ortaya gidecek gibi olan top son anda falso alıp kalecinin üzerinden sol köşeye gidiyor. Bu muhteşem golün ardından Jardel'le 3-0'ı yakalayan Galatasaray son dakikalarda yediği 2 gole rağmen maçı 3-2 kazanmayı başarıyor.



Efsane Goller Yazı Dizisi

1 Eylül 2009 Salı

Efsane Goller #13

Serinin 13. golü şu sıralar eski günlerini aratan Brezilyalı yıldız Ronaldinho'dan.

Tarih 8 Mart 2005. Chelsea, deplasmanda 2-1 yenildiği Barcelona'yı Stamford Bridge'de konuk ediyor. Turu geçen taraf Şampiyonlar Ligi'nde adını çeyrek finale yazdıracak. Eşleşme birçok otoriteye göre erken final. Ben de baştan söylemeliyim ki Stamford Bridge'deki bu maç hayatımda izlediğim en zevkli maçlar listesine rahatlıkla üst sıralardan girer. Chelsea maça fırtına gibi giriyor. 19. dakika Gudjohnsen, Lampard ve Duff'un golleriyle 3-0 Chelsea üstünlüğüyle geçiliyor. Barcelona'yı 1994 Şampiyonlar Ligi Finali'nden beri ilk kez bu kadar çaresiz görüyorum. Ama Ronaldinho'nun pes etmeye niyeti yok. 27. dakikada penaltıdan farkı 2'ye indiren Ronaldinho 38. dakikada ise ceza yayının ordan ölçüyor tartıyor vurucakmış gibi yapıp vazgeçiyor, en sonunda da öyle bir vuruyor ki, topun aldığı falso karşısında çaresiz kalan dönemin en iyi kalecisi Petr Cech ağlara giden topu seyretmek zorunda kalıyor. Bu enfes gol tur için ibreyi Barca'ya çevirse de Terry 76. dakikada bulduğu kafa golüyle gemisini kurtaran kaptan oluyor ve maçı 4-2 kazanan Chelsea adını çeyrek finale yazdırıyor.

Başta da dediğim gibi hayatım boyunca unutmayacağım bir maç. Şampiyonlar Ligi'nin dünya futbolunun zirvesi olduğunun kanlı canlı kanıtı olan bir maç. Bu maçtan sonra Chelsea ve Barcelona birkaç kez daha eşleşti, hepsi de çok zevkli maçlar oldu ama hiçbiri bu maç kadar unutulmaz ve futbol açısından doyurucu olamadı.



Efsane Goller Yazı Dizisi

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Efsane Goller #12

Serinin 12. golü Türk futbol tarihinin en golcü ismi olan Hakan Şükür'den.

Tarih 19 Haziran 2000. Milli takımımız Euro 2000'de gruptaki son maçında ev sahiplerinden Belçika ile karşılaşıyor. Euro 96'yı puansız ve golsüz kapatan milliler, Euro 2000'de önce İtalya karşısında ilk golünü atıyor, ardından İsveç'e karşı da ilk puanını alıyordu, Belçika maçında ise hedef ilk galibiyeti alarak çeyrek finale çıkmaktı.

Golsüz giden ilk yarının son anlarında Alpay orta sahanın sol tarafından topu rakip kaleye adeta bitir artık hoca dercesine dikti, top o kadar çok yükselmişti ki yerden sektikten sonra bile tekrar 6-7 metre havaya çıktı. Top, ikinci kez yere inmeden Hakan Şükür ve Belçika kalecisi De Wilde topa hamle yaptılar. Pozisyon ceza sahası içinde olduğundan De Wilde elleriyle müdahele edebiliyordu, Hakan ise kafaya çıktı ve De Wilde'in elleriyle uzanamadığı yükekliğe erişip kafayla topu ağlara gönderdi. Bu sıradışı golün ardından ikinci yarıda bulduğumuz bir kontratakta Hakan Şükür bir gol daha attı ve 2-0'lık galbiyet bizi çeyrek finale taşırken ev sahini Belçika için ise turnuvanın sona ermesi anlamına geliyordu. Bu maç milli takımımızın büyük turnuvalarda evsahiplerini yenme geleneğini başlatan maç oldu. Maçın ardından haber bültenleri Hakan Şükür'ün kaç santimetre zıpladığını hesaplamaya çalışırken biz de futbolseverler olarak ilk kez bir büyük turnuvada tur atlamanın keyfini çıkarıyorduk.

O gün uğurlu maç izleme kadrosunu toparlayamadığımızdan bu maçı evde izledim. Milli maç olduğundan annem de göz ucuyla bakmaya başladı. Derken maç öyle bir hal aldı ve öyle mutlu bir sonla bitti ki annemi de milli maç kontenjanından da olsa futbol izleyiciliğine kazandırmış oldu O günden sonra annemle bir kaç milli maçı daha beraber izledik.



Efsane Goller Yazı Dizisi

28 Ağustos 2009 Cuma

Efsane Goller #11

Serinin 11. golü tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olan Cezayir asıllı Fransız yıldız Zinedine Zidane'dan.

Tarih 15 Mayıs 2002. Real Madrid, Şampiyonlar Ligi finalinde sezonun flaş ekibi Bayer Leverkusen'le karşılaşıyor. Bu maçın bizim açımızdan önemli tarafı bir Türk'ün (Yıldıray Baştürk) oynadığı ilk (ve halen tek) Şampiyonlar Ligi finali olması. Hal böyle olunca Bayer Leverkusen'e destek veriliyor.

Karşılıklı atılan gollerle (Raul ve Lucio) ilk yarı 1-1 bitecek derken sol taraftan atağa destek veren Roberto Carlos, ceza sahası çizgisinin üzerinde bulunan Zidane'a ortalıyor. Ancak Carlos, topu o kadar yukarı dikiyor ki Zidane'ın topa vurmadan önce sol ayağını hazırlayışını bile rahatlıkla izleyebiliyoruz. Zidane sol ayağını hazırlayıp nefis bir voleyle Real Madrid'i 2-1 öne geçiriyor. Maçın sonucunu belirlleyen bu gol Zidane'a kariyerinin ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu getiriyor. Fotoğrafta arka planda yer alan Ballack ise ileride 3 büyük final daha kaybedecek.

Bu golü canlı izleme fırsatım olmamıştı. Zira maçın oynandığı gün çocuk yaşta girip 7 yılımı geçirdiğim, denize sıfır okulumda (60. Yıl Anadolu Lisesi) kep törenim vardı. Ertesi gün maçı izlediğimde ise her ne kadar Yıldıray için üzülsem de Zidane'a da helal olsun, yakışır sana demeyi ihmal etmedim.



Efsane Goller Yazı Dizisi

27 Ağustos 2009 Perşembe

Efsane Goller #10

Serinin 10. golü bir başka büyük 10 numara olan Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex'ten.

Tarih 12 Aralık 2007. Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nde grubun son maçında bir önceki yılın UEFA kupası ve Rus Ligi şampiyonu CSKA Moskova'yı ağırlıyor. Fenerbahçe kazanması halinde tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmayı başaracak.

Maçın 30. dakikasında CSKA Moskova sol taraftan Caner'le geliyor. Caner'in yaptığı ortayı o yılın sabıkalı ismi Edu, ters bir vuruşla Fenerbahçe ağlarına gönderiyor. Tam moraller alt üst olmuşken sahneye Alex çıkıyor. Savunmadan seken topu kontrol edip ceza sahası dışından sol ayağıyla topu 90 diye tabir ettiğimiz bölgeye gönderiyor (Bu tabiri de hep kullanmak istemişimdir). İlk yarı bitmeden, o yılın Şampiyonlar Ligi asist kralı Alex, bu kez önce Semih'le verkaça giriyor, ardından da Uğur'a al da at diyor ve Fenerbahçe 2-1 öne geçiyor. 2. yarıda Uğur'la bir gol daha bulan Fenerbahçe maçı 3-1 kazanarak Şampiyonlar Ligi'nde tur atlıyor.

Bu golün gönlümdeki yeri ayrı. Hem çok kritik bir gol olduğu için hem de stadyumda canlı canlı izleme fırsatı bulduğum için.



Efsane Goller Yazı Dizisi

25 Ağustos 2009 Salı

Efsane Goller #9

Serinin 9. golü sakatlıklar nedeniyle kariyerini erken noktalamak zorunda kalan efsane golcü Marco Van Basten'den.

Tarih 25 Haziran 1988. 70'li yıllarda Total Futbol ve büyük yıldız Johann Cruyff ile harikalar yaratan ancak Dünya Kupası'nı iki kez üst üste finalde kaybeden Hollanda milli takımı ilk kez bir büyük turnuvayı kazanmak için Euro 88 finalinde SSCB ile karşılaşıyor. İlk yarıda Gullit yakın mesafeden sert bir kafa vuruşuyla Sovyetlerin efsanevi kalecisi Dassaev'i avlıyor. İlk yarının bu skorla bitmesinin ardından 54. dakikada Van Basten soldan yapılan yüksek bir ortaya oldukça dar bir açıdan hatta neredeyse sıfırdan müthiş bir vole vuruyor ve top Dassaev'in üzerinden ağları buluyor. Bu öyle bir gol oluyor ki Van Basten futbolu bıraktıktan sonra futbol izlemeye başlayan çocuklar bile bu golü ezbere biliyor. İlerleyen dakikalarda SSCB Belanov ile bir de penaltı kaçırıyor ve maç 2-0 tamamlanıyor. Böylece Hollanda'nın Rijkaard'lı, Gullit'li, Koeman'lı, Van Basten'li kadrosu ülkelerine büyük turnuvalardaki ilk ve halen tek şampiyonluğu kazandırmış oluyor.

Bu maç oynandığında henüz sadece 3 yaşında olduğumdan maçı canlı izlemedim. Maçla ilgili en önemli anım, oyuncak pazarından aldığımız adamları çekmeli futbol oyununun (hani şu zamanla bütün adamları kırılan) kutusunun üzerinde bu maçtan fotoğrafların olmasıdır. O zamanlar formalar çok ilgimi çekmişti. Sonradan aklım erip de bu maçı izleme fırsatı bulunca adamların o maçın fotoğrafını kutuya boşuna koymadığını anladım.



Efsane Goller Yazı Dizisi

Efsane Goller #8

Serinin 8. golü bana göre Türk futbol tarihinin en yetenekli futbolcusu olan şimdilerin ntvspor yorumcusu Sergen Yalçın'dan. Ntvspor'da teknik direktör, futbolcu ayırt etmeksizin herkese sallayan Sergen, futbolculuk döneminde kendine bakıp, futbolun gereklerini yerine getirseydi kesinlikle Avrupa'nın en önde gelen kulüplerinden birinde oynardı. Zaten Bayern Munich hikayesini geçtiğimiz günlerde ntvspor'da kendisinin ağzından dinledik. Neyse biz gole dönelim.

Tarih 12 Ekim 1994. Euro 96 elemelerinin ikinci maçında İzlanda'yı Ali Sami Yen'de konuk ediyoruz. İlk maçta Macaristan deplasmanında alınan beraberlikten dolayı moralliyiz. Hedef galibiyet ama öyle bir maç oluyor ki hedeflediğimizin de ötesine gidiyoruz. Hakan ve Saffet'in 2'şer golüyle skor 4-0'a geliyor. 65. dakikada sağ taraftan dar açıdan bir frikik kazanıyoruz. Herkes orta yapmasını beklerken oyuna sonradan giren Sergen sol ayağıyla o dar açıdan bugün bile çok net hatırlayabildiğim o nefis golü atıyor ve İzlanda'yı 5-0 yeniyoruz. O zamana kadar farklı mağlubiyetlere alışan milli takım bu kez farklı kazanıyor. Bu maç yılların ezikliğini üzerimizden atıp şaha kalktığımız maç oldu bence. Moralimizi ve özgüvenimizi dipten alıp yukarılara taşıdı ve bu inanç bize Euro 96 vizesini getirdi.



Efsane Goller Yazı Dizisi

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Efsane Goller #7

Serinin 7. golü uçak korkusu ve üstün top tekniği ile akıllarda yer eden Dennis Bergkamp'dan. Tarih 3 Mart 2002. Premier Lig'de Arsenal'le Newcastle United, St James' Park'ta karşı karşıya geliyor.

Rakibin sağından atıp solundan geçmek sahalarda zaman zaman gördüğümüz estetik bir harekettir. Ancak Bergkamp, Newcastle karşısında işi biraz abartıyor. Pires'in kendisine gönderdiği topa sol ayağının içiyle hafifçe dokunuyor. Bu hareket sayesinde top Bergkamp'ın sırtının dönük olduğu rakibi Nikos Dabizas'ın sağından geçerken kendisi de Dabizas'ın solundan geçiyor. Sonrasında da topu sağ ayağının içiyle sağ köşeye bırakıp golü atmakta zorlanmıyor. Bu golü canlı izleme fırsatı bulamamıştım. Futbol bilgisine çok güvendiğim bir arkadaşım hayatımda gördüğüm en güzel gol demişti. Ben de izleyince bu olağanüstü top tekniğine hayran kalmıştım.



Efsane Goller Yazı Dizisi

21 Ağustos 2009 Cuma

Efsane Goller #6


Serinin 6. golü Türkiye'ye gelen en iyi yabancı futbolculardan biri, Karpatların Maradonası Hagi'den.

Tarih 30 Eylül 1998. İlk maçında Torino deplasmanında Juventus'la 2-2 berabere kalan Galatasaray, o yıllarda sıkça giydiği gri forması ile Şampiyonlar Ligi'nde gruptaki 2. maçında Athletic Bilbao'nun karşısına çıkıyor. Ali Sami Yen'de ilk yarı Okan Buruk ve Ismael Urzaiz'in arka arkaya gelen golleriyle 1-1 sona eriyor. 2. yarıda her iki takım da istediği golü bulamadan dakikalar 90'a geliyor. Kayıp zamanın ilk dakikasında Bilbao, kontraya çıkmak üzereyken Tugay nefis bir müdahale ile topu rakipten söküp alıyor, karşısına gelen rakip oyuncudan sıyrılıp topu sol taraftaki Hagi'ye veriyor. Hagi, topa öyle bir vuruyor ki sol taraftan, sol ayağıyla sol köşeye golü atıp, o anı birçok futbolseverin hafızasına kazıyor. Kaleci o köşeyi kapatmasına rağmen, topun son anda aldığı falso karşısında çaresiz kalıyor. Bu son dakika golü Galatasaray'a galibiyeti getiriyor. Ancak hikayenin sonu talihsiz bitiyor. Galatasaray, gruptaki son maçında bu kez Bilbao deplasmanında şanssız bir golle 1-0 mağlup oluyor ve grubu Juventus'un ardından 2. sırada tamamlıyor. O yıl 4'erli 6 gruptan oluşan Şampiyonlar Ligi'nde tur atlamak için grup lideri olmak ya da en iyi 2 ikinciden biri olmak gerektiğinden Galatasaray Avrupa'ya veda ediyor.



Efsane Goller Yazı Dizisi

Efsane Goller #5

Serinin 5. golü Liverpool'dan ayrıldığı günden beri yüzü bir türlü gülmeyen Michael Owen'dan.

Tarih 30 Haziran 1998. Fransa 98'in 2. tur karşılaşmasında ezeli rakipler Arjantin ve İngiltere karşılaşıyor. Maçın başlarında iki efsanevi oyuncudan (Alan Shearer ve Gabriel Batistuta) gelen karşılıklı penaltı golleriyle durum 1-1. 1986'daki unutulmaz maçın rövanşını almak isteyen İngilizler'in gözbebeği ise henüz sadece 18 yaşındaki Michael Owen. Owen, 16. dakikada orta yuvarlağın rakip yarı alana bakan diliminde (hep bu tabiri kullanmak istemişimdir) kendisine atılan topu, son derece estetik bir şekilde topuğuyla önüne alıp ilerliyor, topu sağa çekerek önündeki Arjantinli'den sıyrılıyor ve topu kalecinin sağından 90'a gönderiyor Ancak bu unutulmaz gol de İngilizler'in Arjantin karşısındaki makus talihini yenmesi için yeterli olmuyor. Şık bir serbest vuruş organizasyonu ile beraberliği sağlayan Arjantin penaltılarla maçı kazanarak çeyrek finale çıkan taraf oluyor.



Efsane Goller Yazı Dizisi

20 Ağustos 2009 Perşembe

Efsane Goller #4

Serinin 4. golü futbolculuğu döneminde takımına kazandırdığı penaltılarla çok tartışılan bir isim olan Arif Erdem'den.

Tarih 20 Ekim 1993. Bir önceki turda İrlanda'dan Cork City'i eleyen Galatasaray'ın rakibi dünya devi Manchester United. Turu geçen taraf, o zamanlar 8 takımdan oluşan Şampiyonlar Ligi'ne katılacak. İlk maç İngiltere'de. Dönemin uğurlu kanalı TGRT karşılaşmayı naklen yayınlıyor. Maçı anlatan ise tanıdık bir isim : Ümit Aktan. Manchester United henüz maçın başında arka arkaya 2 gol buluyor. Erken gelen goller sonrası, rakip de İngiliz olunca 8 yediğimiz maçlar geliyor akıllara. Ama o andan itibaren maç bambaşka bir şekle bürünüyor. 16. dakikada Arif, ceza sahası dışından sağ ayağıyla müthiş bir şut çıkartıyor. Her zamanki gibi birkaç adım önde olan Schmeichel, uçsa da topu kurtaramıyor ancak bu uçuşuyla gole estetik katmayı başarıyor. Bu olağanüstü gole en güzel yorumu ise maçı analtan Ümit Aktan getiriyor: "Schmeichel değil, bütün Michael'lar gelse o topu ordan alamazdı". Arif'in golü Galatasaray'ı ateşliyor ve takım Old Trafford'da 2-0 geriye düştüğü maçta 3-2 öne geçmeyi başarıyor. Eric Cantona son dakikalarda attığı golle skoru 3-3'e taşırken Galatasaray'ın Manchester United'a Avrupa kupalarında sahasındaki ilk yenilgisini tattırmasına engel oluyor. Bu gururu yaşamak birkaç yıl sonra bir başka Türk takımına kısmet oluyor. Galatasaray ise rövanş maçında elde ettiği 0-0'lık skorla Şampiyonlar Ligi'ne kalan ilk Türk takımı olmayı başarıyor.


Efsane Goller Yazı Dizisi

18 Ağustos 2009 Salı

Efsane Goller #3

Serinin 3. golü Türkiye'de 3. sezonunu geçiren futbol tarihinin en iyi sol beki Roberto Carlos'tan.

Tarih 3 Haziran 1997. Fransa 98 hazırlıkları kapsamında düzenlenen Tournoi de France'ın açılış maçında evsahibi Fransa, son dünya şampiyonu Brezilya ile karşılıyor. (Bu 2 takımın 1 yıl sonra bu turnuva ile hazırlanmaya çalıştıkları Dünya Kupası'nın finalinde de karşı karşıya geldiklerini hatırlatmama gerek yok sanırım). Tournoi de France, Fransa, İngiltere, Brezilya ve İtalya arasında lig usulü oynanan bir turnuva da olsa sonuçta bir hazırlık turnuvasıydı. Bu yüzden bugün birçok kişi bu turnuvanın adını bile hatırlamıyor olabilir ama açılış maçının 21. dakikasında Roberto Carlos'un kullandığı frikikte auta gidecekken bir anda falso alıp da ağlara giden topu ve Barthez'in şaşkın bakışları hala hepimizin hafızalarında.

Videoyu izleyen Winning Eleven sevdalıları, nostaljik anlar yaşayabilirler. Uyarmadı demeyin.



Efsane Goller Yazı Dizisi

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Efsane Goller #2

Serinin 2. Golü Türk futbol tarihinin en yetenekli forvetlerinden biri olmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı futbol kariyeri erken biten Oktay Derelioğlu'ndan.

Tarih 30 Nisan 1997. 1998 Dünya Kupası elemelerinde Belçika ile karşılaşıyoruz. Belçika'daki maçta 2-1 kaybetmiş olmamıza rağmen sadece 4 hafta önce Bursa'da Dünya devi Hollanda'yı 1-0 yenmiş olmanın morali ile çıkıyoruz Ali Sami Yen'e. Hedef 44 yıl sonra Dünya Kupası'na katılmak. Ama olmuyor, işler istediğimiz gibi gitmiyor. O ana kadar pek de tanımadığımız Brezilya asıllı Luis Oliveira diye bir adam 2 tane gol gönderiyor kalemize. Takım 2-0 geride, sinirler gergin. Hatta maçı anlatan İlker Yasin bir noktadan sonra patlıyor: "Evet sayin seyirciler elin zencisi, elin arabi golleri atıyor bizim Hakan'imiz bizim Oktay'imiz uyuyor". Ancak Oktay bu lafı duymuşçasına öyle bir coşuyor ki orta sahanın sağında aldığı topla başlıyor çalımları atmaya. 1-2-3 değil tam 5 adamı geçiyor. Hatta ilk geçtiği adamı 2 kez ekarte ettiğini de göz önünde bulundurursak 6 müthiş çalım atıp golünü kaydediyor. Eurosport'un ayın golü seçtiği bu mükemmel gol bizi yenilgiden kurtaramıyor maalesef. Son dakikalarda Oliveira bir gol daha atıp hat-trick yapıyor ve maçı 3-1 kaybediyoruz. Bu mağlubiyet (Hollanda'yı yenmemize rağmen) Dünya kupasına gidememize neden oluyor. Maçtan sonra da unutulmaz bir olay yaşanıyor. Amigo Orhan kameraların önünde teknik direktör Mustafa Denizli'ye uçan kafa atarak aynı gece içerisinde biz futbolseverlere ömrümüz boyunca aklımızdan çıkmayacak ikinci kareyi hediye ediyor.






Efsane Goller Yazı Dizisi

16 Ağustos 2009 Pazar

Efsane Goller #1

Futbola gönül verenler için bazı goller ömür boyu unutulmaz. Bu seride bu unutulmaz gollere değinmeye çalışacağım. Serinin ilk golü 1998 Dünya Kupası'nın gol kralı, Hırvatistan'ın efsane futbolvusu Davor Suker'den.

Tarih 16 Haziran 1996. EURO 96'da D Grubu 2. maçında Danimarka ile Hırvatistan karşılaşıyor. Milli takımımızın da yer aldığı grubun favorisi son Avrupa Şampiyonu Danimarka, ilk maçta Portekiz'le berabere kaldığı için bu maça stresli çıkıyor. Hırvatistan ise ilk maçta millilerimizi yendiği için daha rahat. Golsüz geçen ilk yarının ardından Hırvatistan Suker'in penaltıdan bulduğu golle 1-0 öne geçiyor. 81'de Milan'lı Boban durumu 2-0 yapan golü atıyor. Ancak tarihin en büyük kalecilerinden biri olan Schmeichel'ın henüz başına geleceklerden haberi yok. Danimarka'nın tüm hatlarıyla yüklendiği dakikalarda Suker, Schmeichel'ın önde olduğunu görüp o müthiş sol ayağıyla 59 metreden nefis bir şut çıkararak olacakların sinyallerini veriyor. Schmeichel güç bela yetişip topu tutmayı başarıyor. Maçın son anlarında ise bir korner pozisyonunda takımına gol kazandırma ümidiyle ileri çıkan Schmeichel topun kaybedilmesiyle kalesine doğru depara kalkıyor. İlerideki Suker'in varlığını gören tüm taraftarlar acaba Schmeichel kaleye yetişebilecek mi derken, Schmeichel olağanüstü deparıyla top Suker'e gelmeden kaledeki pozisyonun alıyor. Ancak 60 metreden atılan topu sağ ayağıyla nefis bir şekilde önüne alan Suker, pozisyonunu aldıktan sonra 1 adım öne çıkan Schmeichel'ın bu hatasını affetmiyor ve sol ayağıyla topu onun üzerinde aşırıp bu unutulmaz golü atıyor.



Efsane Goller Yazı Dizisi


Blog Widget by LinkWithin