İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2009 Pazar

From Rusia With Love

Bond serisinin ikinci filmi, her ne kadar bazı saçmalıklar içerse de (ki genelde tek kişinin kahramanlaştığı filmlerde bu saçmalıklar olur ama biz sadece Cüneyt Arkın filmlerine yükleniriz) serinin ilk filmi olan Dr. No'dan çok daha başarılı bir film. En basitinden ilk filmde, bildiğimiz çantadan pek bir farkı olmayan Bond çanta bile bu filmde çok daha işlevsel. İlk filmdeki Dr. No'nun ardından bu filmde de Albay Klebb gibi son derece kült bir karakter mevcut ki filme renk katmadığını söylemek haksızlık olur.

Filmin bizim açımızdan ilgi çekici olan tarafı ise büyük bölümünün İstanbul'da geçiyor olması ve 60'lı yılların İstanbul'undan nefis manzaralar sunması. Filmin başında İstanbul'un reklamı bile yapılıyor. Bond,İstanbul'a hiç gitmediğini söyleyen Moneypenny'e ay ışığının dayanılmaz olduğu Boğaz'a hiç gitmedin mi? diyerek takdirimizi kazanıyor. Film boyunca 60'lı yıllardaki Türk insanının modernliği ve şıklığı dikkat çekici. Günümüzdeki tabloya bakınca üzülmemek ve o yılları aramamak elde değil. Filmin en büyük eksisi ise Türk karakterlerin Türk oyuncular tarafından canlandırılmamalarından dolayı abuk subuk bir Türkçe konuşmaları. Filmde Türkçe'yi düzgün konuşan tek karakter kendisine sorulan adrese "soldan birinci kapı" repliğiyle cevap veren polis. Son olarak filmde Tatiana Romanova karakterini canlandıran Daniela Bianchi'nin en güzel Bond kızlarından biri olduğunu söylemek gerek.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

The International

Hem içinde bir Türk karakter barındırması hem de Naomi Watts ve Armin Mueller Stahl'ın birlikte rol almaları ile bana Eastern Promises'ı hatırlatan film. Eastern Promises'ı da beğenmiştim, The International'ı da beğendim. Son derece önemli bir konu oldukça gerçekçi bir şekilde ele alınmış filmde. Özellikle Calvini'nin bankalarla ilgili konuşması ders niteliğindeydi. Tekrar tekrar dinlemek gerek diye düşünüyorum. Clive Owen'ın oyunculuğu takdire şayan. İlerleyen yaşına rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Naomi Watts'ın da hastayız zaten. Bir de Haluk Bilginer var, daha ne olsun.

spoiler

Müzedeki çatışma sahnesi çok başarılıydı ama bu sahne bana Mafia oyunun son görevini hatırlattığından dellendim. Zamanında az mı uğraşmıştık o müzeden sağ çıkacağız diye. Filmin finalinde İstanbul'da işlenen cinayet ise tam mafya işi olmuş. Bence sadece bu iki sahne için bile film görülmeye değer. Calvini'nin bankalarla ilgili sözlerinin bir kısmı şöyleydi: "Onların amacı çatışmaları kontrol etmek değil, çatışmaların neden olduğu borçları kontrol etmek. Savaşları önemli kılan yol açtıkları borçlardır. Borçları kontrol eden her şeyi kontrol eder". Bu sözlerden ülkemiz adına da dersler çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.

spoiler

Bana göre filmin tek olumsuz tarafı ise istanbul sahnelerinin, Hollywood'un daha önce İstanbul'da çektiği filmlerde gördüğümüz klişe sahneler olmasıydı.

27 Kasım 2008 Perşembe

Topkapı

Tamamına yakını İstanbul'da çekilen, 1964 yapımı Hollywood filmi. Başta Ocean's Eleven olmak üzere çok sayıda soygun filminin de atası ve esin kaynağı. Hatta imdb de Missiom Impossible serisine de esin kaynağı olduğu şeklinde iddialar mevcut. Peter Ustinov'a en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ını getiren filmde Ege Ernart, Senih Orkan ve Danyal Topatan gibi Türk oyuncular da rol almış. Rol almaları da son derece yerinde olmuş. Bu sayede bizim bile anlamakta güçlük çektiğimiz abuk subuk bir Türkçe konuşan Türk karakterlere rastlamıyoruz filmde. İstanbul'da çekilen diğer Hollywood filmlerini (Örn: From Russia With Love) izleyenler ne demek istediğimi gayet iyi anlamışlardır. Filmin bonusları ise 60'ların İstanbul'undan manzaralarla tavla, yağlı güreş ve türküler gibi bize ait motifler. İzlemeyenlere tavsiye olunur.
Blog Widget by LinkWithin