
1990'da Dünya Şampiyonu, 1996'da Avrupa Şampiyonu olan, 2002 Dünya kupasında final oynayan takımlar da iyi takımlardı, ancak seyir zevki açısından taraftarları tatmin etmediler. Ancak Klinsmann'ın 2006'daki Almanyası turnuva stratejisi açısından adı yıllarca İtalya ile birlikte anılan Almanya'nın imajını düzeltmeye başladı. 2006'da hücumu düşünen kanat organizasyonları yapan bu bambaşka Almanya'nın, yıllardır oynadığı defansif futbol konusunda devrim yapmaya niyeti olmayan İtalya'ya elenmesi ise kaderin bir cilvesi olsa gerek.
2 yıl sonra Avrupa Şampiyonası'nda benzer bir Almanya vardı. Çeyrek finalde Portekiz'i yarı finalde milli takımımızı 3-2'lik skorlarla geçtiler, finalde ise tıpkı kendileri gibi takım olmayı başarabilmiş İspanya'ya boyun eğdiler.
2006'dan bu yana çok da fazla değişikliğe uğramayan kadroları artık tam bir makine düzeninde işliyor. Bu sayede bireysel olarak bakıldığında belki de hiçbiri mevkilerinde Dünya'nın en iyileri arasında sayılmayan bu adamlar önce İngilizler'i ardından da Arjantin'i 4 golle geçtiler. Eğer muhtemel yarı final ve final rakipleri olan İspanya ve Hollanda'yı geçip kupayı alırlarsa bence Dünya kupaları tarihinin en etkileyici performansına imza atmış olurlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder